Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

5 Ocak 2026 Pazartesi

Okulda duygusal gelişim

 Bugün biraz toplama-çıkarmadan değil, çocukların duygularından bahsedelim.

Çocuklar, belki de ilk defa sizsiz bir hayata adım attılar. Evdeki o korunaklı, sınırlı sosyal hayatlarından çıkıp; bambaşka çevrelerden gelen 25, hatta 400 çocukla ve öğretmenlerle koca bir dünyaya karıştılar. Okul, sadece bilgi değil, hayatı ve topluma karışmayı öğretir.

Evde belki bazen oyuncaklarına, hatta size vurduğunda veya bağırdığında dünya durmuyordu. Siz bu duruma sevgi ve şefkatinizle karşılık veriyordunuz. O yüzden ilk başlarda arkadaşlarını da tepkisiz birer oyuncak sandılar. Fakat okulda gördüler ki; karşısındakiler oyuncak değil. Şikayet ediyorlar, kızıyorlar, küsüyorlar...

Tabii ki bu süreçte hatalar yaptılar ve yapacaklar. Ta ki; insanın toplumsal bir varlık olduğunu ve karşısındakinin de duyguları olduğunu keşfedene dek. Kimi erken fark edecek, kimi geç... Ama sonuçta her çocuk kendi hızında büyüyecek.

Bizim şu an yapabileceğimiz en kıymetli şey; onları etiketlemeden büyümelerini izlemek. Yaşananların birer hata olduğunu anlatırken, 'doğru' olanı ve arkadaşının 'hislerini' onlara ayna gibi yansıtmak. En kısa haliyle onlara; davranışların sadece fiziksel sonuçları değil, duygusal karşılıkları olduğunu öğretmeye çalışacağız."

sınıfta bazı olaylar oluyor

çocuklar size şikayet de getirebilir

2 tenefüs can ciğer kuzu sarması olanlar kalan 2 tenefüs küsüp son tenefüs birbirine girebiliyor. Ertesi gün de hiç bir şey olmamış gibi gelip aynı sırayla yeniden devam ediyorlar. Ben alıştım 😂

Tabi ki herkesin çocuğu kendine kıymetli. Benim için de hepsi kıymetli.

25 ayrı nota çalarken bunları ahenkli bir melodiye dönüştürmeye çalışıyorum😅😂😅 işim zor ama büyüdüklerini görmek çok keyifli

*bu süreçte aramızdaki iletişim çok önemli*

Her gün yüzlerce şey söylüyorlar ama yine de bazen bazı olaylardan haberim olmuyor. lütfen haber verin ki müdahale edebileyim🥰 🌸🥰

Okula başlamak, bir çocuk için sadece "alfabeyi öğrenmek" değil, kendi hükümdarlığını kurduğu güvenli kalesinden çıkıp uçsuz bucaksız bir denize yelken açmaktır. Bugüne kadar sizin gözetiminizde, sınırları belli ve tahmin edilebilir olan dünyası; bir anda 25 farklı mizacın, 400 farklı hikayenin ve yepyeni kuralların olduğu devasa bir sosyal laboratuvara dönüştü.

Bu değişim hem heyecan verici hem de ürkütücü olabilir. İşte bu süreçte çocuklarınızın yeni dünyasına uyum sağlamasını kolaylaştıracak bazı içgörüler:


1. "Güvenli Liman" Rolünüz Değişiyor

Çocuğunuz okulda gün boyu duygusal bir efor sarf eder. Paylaşmayı öğrenir, sırasını bekler, hayal kırıklıklarıyla başa çıkar ve kendini ifade etmeye çalışır. Eve geldiğinde bu yorgunlukla bazen hırçınlaşabilir.

  • Ne yapmalı? Eve döndüğünde onu sorguya çekmek yerine, sadece "buradasın ve güvendesin" hissini verin. Bırakın önce duygusal pillerini şarj etsin.

2. Sosyal Karmaşayı Anlamlandırmak

Evde tek veya sınırlı arkadaşı varken, şimdi her türden davranış kalıbıyla karşılaşıyor. Bir arkadaşı oyuncağını paylaşmayabilir, diğeri yüksek sesle bağırabilir. Bu, onun sosyal bağışıklık sisteminin geliştiği andır.

  • Ne yapmalı? Yaşadığı küçük çatışmaları hemen çözmeye çalışmayın. "Sence o neden öyle davranmış olabilir?" veya "Bir dahaki sefere ne diyebilirsin?" gibi sorularla onun problem çözme kaslarını geliştirin.

3. "Sizsizlik" Aslında Bir Özgürleşmedir

Sizin olmadığınız o saatlerde çocuğunuz kendi kararlarını veriyor. Ne yiyeceğine, kiminle oynayacağına, düştüğünde nasıl kalkacağına dair ilk bağımsız adımlarını atıyor.

  • Ne yapmalı? Ona güvendiğinizi hissettirin. Sizin endişeniz, onun dünyayı "tehlikeli bir yer" olarak algılamasına neden olabilir. Sizin sakinliğiniz, onun cesaretidir.

4. Okuldan Gelen Bilgileri İşlemek

Çocuklar genellikle "Okulda ne yaptın?" sorusuna "Hiç" veya "Yazı yazdık, Oyun oynadık" derler. Çünkü o devasa sosyal dünyayı kelimelere dökmek zordur.

  • Strateji: Sorularınızı spesifikleştirin: "Bugün seni en çok güldüren şey neydi?" veya "Bahçede kiminle yan yana yürüdün?" gibi sorular, kapıyı daha kolay açar.


Unutmayın: Çocuğunuz artık sadece "sizin yavrunuz" değil, toplumun küçük bir ferdi olma yolunda ilerliyor. Bu yolculukta sizin rehberliğiniz; müdahale etmek değil, o her geri baktığında orada olduğunuzu bilmesini sağlamaktır.


 Okul ortamı, çocukların sadece akademik bilgiyi değil, hırs, paylaşım ve fiziksel sınırları da deneyimlediği bir alandır. 

1. Sosyal Rekabet ve Kıskançlık: Bir Duygu Yönetimi Yol Haritası

Okul, çocuğun "en özel" olduğu ev ortamından çıkıp, ilginin ve başarının paylaşıldığı bir yere geçişidir. Arkadaşının kaleminin daha güzel olması, öğretmenin başkasını övmesi veya en yakın arkadaşının bir başkasıyla oynaması kıskançlığı tetikleyebilir.

  • Duyguyu Normalleştirin: Kıskançlık "kötü" bir çocuk olduğunun kanıtı değil, insanın doğasında olan bir duygudur. Ona "Arkadaşının seninle değil de başkasıyla oynaması seni biraz üzmüş ve kızdırmış olabilir, bu çok normal" diyerek duygusunu isimlendirin.

  • Kıyaslamadan Kaçının: "Bak arkadaşın ne güzel sessizce oturuyor, sen neden yapmıyorsun?" gibi cümleler, çocuktaki yetersizlik hissini ve arkadaşına olan gizli öfkesini artırır.

  • Kendi Gelişimine Odaklayın: Çocuğun dikkatini başkasının ne yaptığına değil, kendi dün ne yapabildiği ve bugün ne yapabildiğine çekin. "Geçen hafta bu harfi yazamıyordun ama bak bugün ne kadar düzgün yazdın" diyerek odağı kendinde tutmasını sağlayın.

  • Paylaşmanın Sınırlarını Belirleyin: Her şeyi paylaşmak zorunda olmadığını bilmek çocuğu rahatlatır. "Bazı eşyaların sana özeldir, ama okuldaki oyuncaklar hepimizindir" ayrımını yapmasına yardımcı olun.


2. Erkek Çocuklarda Fiziksel Oyun: İtip Çekme ve "Sert" Sosyalleşme

Erkek çocukların oyun dili genellikle fizikseldir. Bu durum dışarıdan "kavga" gibi görünse de aslında çoğu zaman bir güç denemesi ve heyecan boşalımıdır. Ancak bu "oyun"un sınırlarının öğretilmesi gerekir:

  • "Heyecan" ile "Zarar Verme" Arasındaki Çizgi: Çocuklar adrenalin yükseldiğinde vücutlarının gücünü kontrol etmekte zorlanırlar. Onlara oyunun amacının "birlikte eğlenmek" olduğunu, bir tarafın canı yandığında oyunun "oyun" olmaktan çıktığını anlatın.

  • Durma Sinyali (Kırmızı Işık): Çocuğunuza ve arkadaşlarına bir "dur" işareti öğretin. "Eğer arkadaşın 'dur' derse veya yüzü asılırsa, o an ne yapıyorsan bırakmalısın" kuralını netleştirin.

  • Fiziksel Enerjiye Alternatif Alanlar: Eğer çocuk sürekli itip çekme ihtiyacı duyuyorsa, bu onun kinetik enerjisinin çok yüksek olduğunu gösterir. Okul çıkışı parkta koşmak, zıplamak veya evde yastıklarla güvenli bir "itme-çekme" oyunu oynamak bu biriken enerjiyi boşaltmasına yardımcı olur.

  • Duygu Dilini Fiziksel Dilin Önüne Geçirmek: Erkek çocuklarına genellikle duygularını ifade etmek yerine "güçlü" olmaları söylenir. Oysa "Şu an çok heyecanlıyım, oyun çok güzel gidiyor!" diyebilen bir çocuk, bu heyecanını arkadaşını sertçe itmek yerine sözle ifade etmeyi öğrenmeye başlar.

  • Gözlem ve Rehberlik: Öğretmenle iş birliği yaparak bu itişmelerin bir zorbalığa mı dönüştüğünü yoksa sadece "ham bir oyun" mu olduğunu takip edin. Eğer oyunun sonunda her iki taraf da gülüyorsa bu bir sosyalleşmedir; biri ağlıyor veya çekiniyorsa bu müdahale edilmesi gereken bir durumdur.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okulda duygusal gelişim

 Bugün biraz toplama-çıkarmadan değil, çocukların duygularından bahsedelim. Çocuklar, belki de ilk defa sizsiz bir hayata adım attılar. Evd...